Yrd. Doç. Dr. Nurten Budak
Erciyes Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı-KAYSERİ


ÇOCUKLARDA SU KAYBININ ÖNLENMESİ

SU, yaşamak ve sağlıklı olmak için insanın gereksinme duyduğu temel maddelerin başında gelmesine karşılık dünyada her yıl çoğunluğu çocuk olmak üzere iki milyondan fazla insanın su kaynaklı hastalıklardan öldüğü belirtilmektedir.

Vücutta önemli işlevleri olan su, vücut ağırlığının büyük bir bölümünü oluşturmaktadır. Çocukların vücudunun su oranı yetişkinlerden daha yüksek olup, yaş ilerledikçe suyun yerini yağ almaya başlamaktadır. Vücut suyunun %20'sinin kaybedilmesi ise ölümle sonuçlanmaktadır.

İnsanda su dengesi beyindeki "susama merkezi" tarafından düzenlenirken, sıvı atımının düzenlenmesi böbrekler tarafından olmaktadır. Vücut sıvı miktarında %1-2 oranında bir azalma susamayı uyaran bir etkendir. Su kaybı ile birlikte, sodyum ve potasyum (elektrolitler) kaybı olmaz ise susuzluk tam olarak gelişemeyeceği için birey susuz kalabilmektedir. Örneğin kanda sodyum düzeyinin artması sonucunda ki terleme durumunda olduğu gibi susama mekanizması uyarılmakta ve birey sıvı alma gereksinmesi hissetmektedir. Bununla beraber, çocuk genç ve yaşlılar susama duygusuna daha az duyarlıdırlar ve daha az su içmektedirler. bu nedenle çocuk, genç ve yaşlıların sıvı tüketimleri dikkatle izlenmeli ve susama duygusu gelişmeden su içmeye teşvik edilmelidirler.

Vücuttaki su oranının yeterli düzeyde tutulması yaşamsal önem taşıdığından vücuttan kaybolan miktarda su alınması zorunludur. Normal durumların dışında ishal oluşturan tüm bozukluk ve hastalıklarda vücuttan bağırsaklar yoluyla su kaybı artmaktadır.

İshal, gelişmekte olan ülkelerde bebek ve erken çocukluk döneminin en önemli sağlık sorunlarından birisidir. İshale bağlı nedenlerden dolayı dünyada her yıl 4-5 milyon çocuk yaşamını yitirmektedir. Ülkemizde de yaygın olan ishal, 0-4 yaş grubu çocukların ölüm nedenlerinden birisidir.

İSHAL OLUŞMASI

Vücut GEREKSİNİM DUYDUĞU SU VE TUZU (elektrolitler) normal olarak besinler, içecekler ve metabolik su ile sağlar, ter, idrar, dışkı ve solunum ile de kaybeder. Sağlıklı olma ve bağırsakların normal çalışması durumda vücuda alınan su ve tuz bağırsaklara geçer. İshal durumunda ise bağırsaklar normal çalışmadıklarından kana daha az su ve tuz geçer , dışkıya daha çok su ve tuz karışır. Sonuçta vücuttan kaybedilen su ve tuzun alınandan daha çok olması durum dehidratasyon yani vücudun kuruması ile sonuçlanır. Çocuk ne kadar sulu dışkı yaparsa o kadar su ve tuz kaybeder.

Su ve tuz kaybı küçük çocuklara oranla bebeklerde, sıcak iklimlerde ve hastanın ateşi olduğunda daha fazla ve daha hızlı oluşmaktadır.

İshalin iki önemli tehlikesi ölüme ve beslenme yetersizliğine neden olmasıdır. Ölüm öncelikle akut ishalde dehidratasyon sonucunda meydana gelir. Akit ishal, aniden başlayan ve günlerce sürebilen ve nedeni barsak enfeksiyonu olan ishaldir.

Ayrıca ishal kötü beslenen çocuklarda daha sık görülür ve daha ağır seyreder. İshalin kendiside beslenme bozukluğuna neden olur ve daha önceden var olan beslenme yetersizliğini daha da olumsuz hale getirir. Çünkü kronik ishalde su ve tuz kaybının yanı sıra vücuttan besin maddeleri de kaybedilir. Kronik ishal, üç haftadan fazla sürebilen ve yetersiz beslenme, enfeksiyon ve barsak parazitlerinin neden olduğu ishallerdir.

İSHALLİ HASTALIKLARDA RİSK ETKENLERİ

Çocukluk çağındaki ishallerin çoğunluğu viral etkenlere yani mikroorganizmalara bağlı olmakla beraber, vücuttan atılan su ve tuzun yerine konulmaması çocuğun ölmesine neden olabilmektedir. İshal oluşturan etkenler çevresel ve bireysel etkenler olmak üzere başlıca iki grupta toplanmaktadır:

  • Çevresel etkenlerin başında temiz içme ve kullanma suyu yetersizliği, suların dışkı ile bulaşmış olması gelmekte olup, alt yapı yetersizliği, kötü ve yetersiz kişisel ve çevre hijyeni, besinlerin hazırlanmasında, saklanması ve sunulmasında hijyen kurallarına uyulmaması ve bebeklere zamanında ek besinlere başlanmaması diğer çevresel etkenleri oluşturmaktadır.
  • Bireysel etkenler ise yaş, yetersiz ve dengesiz beslenme, bağışıklık sisteminin gelişmemesi, genetik etkenler ve azalmış barsak hareketleridir.

Çocukluk döneminde ishal önlenebilir bir hastalıktır. Çocukları ishalden korumak için aşağıdaki kurallara uyulmalıdır:

A- ÇOCUKLARIN BESLENMESİ

  • Bebek ve çocuğun yaşına uygun yeterli ve dengeli beslenmesi sağlanmalı,
  • Bebekler yaşamalarının ilk 6 ayı boyunca sadece anne sütü ile beslenmeli,
  • Bebeğe verilen sıvı ve katı besinlerin biberonla değil, bardak ve kaşıkla yedirilmeli,
  • Bebeğe verilecek besinler çevresel ve kişisel hijyen kurallarına uyularak ve öğünlük olarak hazırlanmalı,
  • Başta sebze ve meyveler olmak üzere tüm besinler yenilmeden önce temiz su ile yıkanmalıdır.

  • Bebek ve çocuklara her gün düzenli olarak temiz ve güvenilir içme suyu tüketme alışkanlığı kazandırılmalı,
  • Sular güvenilir yöntemlerle dezenfekte edilmemiş ise kaynatılarak içilmelidir.

Sonuç olarak; tüm bireylerin ama özelliklerde çocukların sağlıklı olması, sıvı gereksinmelerinin karşılanması için her gün düzenli olarak ve varsa sıvı kaybının önlenmesi amacıyla gerekli sıklık ve miktarda TEMİZ, GÜVENİLİR, MİNERAL İÇERİĞİ ZENGİN SULARI TÜKETMELERİ SAĞLANMAYIDIR.